Kategoriler
Ç SÖZLÜK Türkçe Sözlük

Türkçe Sözlük Ç Sayfa 46

çok sesli * Çok seslilikle ilgili, polifonik.
* Dilde birçok sesi bildiren (harf), polifonik.
* Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılan (müzik), polifonik.
çok seslilik * Birçok sesi müziğe uygun olarak yazma sanatı, polifoni.
* Dilde bir harfin birden çok sesi karşılamasıniteliği, polifoni.
çok söylemek * gevezelik etmek.
çok sözlü * Tatlıdilli, konuşkan.
çok şey! * şaşma anlatır.
çok şükür! * Tanrı’nın verdiği nimetlerden hoşnutluğu anlatır.
çok tanrıcı * Birden çok tanrının varlığını benimseme.
çok tanrıcılık * Birçok tanrının varlığıdüşüncesini benimseyen inanç, politeizm, paganizm.
çok tasım * Birinin vargısıötekine öncül olmaya yaramak yoluyla birbirine bağlı bulunmayan birçok tasımdan oluşmuş
kanıt.
çok terimli * Aralarında artı(+) veya eksi (-) işareti bulunan birçok terimden oluşan cebir ile ilgili anlatım.
çok uluslu * (sanayi veya ticaret için) İki veya daha çok ulusla ilgili olan; çeşitli ulusların katıldığı ortaklık.
çok yanlı(veya yönlü) * ikiden çok yanı olan.
* birçok konuda bilgi ve çalışması olan.
çok yıllık * Yıllarca toprak üstünde ve toprak altında canlılığınısürdürebilen bitki.
* Çiçek açmadan önce birçok yıl yaşayan (bitki).
çok yüzlü * Bütün yüzleri birer çokgen olan şekil.
çokal * Savaşlarda giyilen zırh.
çokbilmiş * Her şeye aklıeren, zeki, akıllı.
* Çıkarını bilen, kurnaz.
çokbilmişlik * Çok bilmişolma durumu.
çokbilmişlik taslamak * kendini çokbilmişgibi göstermek.
çokça * Çok olarak.
* Aşırı, fazla.
çokçu * Çokçuluk öğretisini benimseyen (kimse), plüralist.
çokçuluk * Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğu kabul eden öğretici, bircilik karşıtı,
plüralizim.
çokgen * Açı oluşturacak biçimde dörtten çok kenardan oluşan kapalıdüzlem.
çokları * Birçoğu.
çoklarınca * Birçok kimselerce, birçok kimse tarafından.
çokluk * Sayıveya ölçü yönünden çok olma durumu, kesret, ekseriyet.
* Çoğunluk.
* Sık sık, çokça, çok kez, çoğu.
çokluk eki * Getirildiği kelimenin birden çok olduğunu anlatan ek.
çoklukla * Genellikle.
çokrağan * Gür kaynak.
çokrama * Çokramak işi.
çokramak * Fıkır fıkır kaynamak.
çoksamak * Çok görmek.
çoktan (veya çoktandır) * çok zaman önce, çok zamandan beri, öteden beri, uzun süreden beri.
çolak * Eli veya kolu sakat olan.
çolaklık * El veya kol sakatlığı.
çolpa * Ayağısakat olan.
* Beceriksiz, eli işe yakışmayan, acemi.
çolpalık * Çolpa olma durumu.
Çolpan * Bkz. Çulpan, Venüs.
çoluk çocuğa karışmak * evlenip çocuklarıdünyaya gelmek.
çoluk çocuk * Çocuklarla birlikte aile topluluğu.
* Bir işte gereken tecrübeyi kazanmamışyaşça küçük kimseler, gençler.
çoluk çocuk elinde kalmak * tecrübesiz, çok genç kişilerin eline geçmek.
çoluk çocuk sahibi olmak * (erkek) evlenip eşi ve çocukları olmak.
çoluklu çocuklu * Çoluk çocuğu olan.
çomak * Değnek.
çomak sokmak (veya koymak) * Bkz. tekerine çomak koymak.
çomaklama * Çomaklamak işi.
çomaklamak * Çomakla vurmak.
çomar * İri köpek, çoban köpeği.
çopra * Balık kılçığı.
* Sık çalılık veya sazlık.
çopra balığı * Kayalıklarda yaşayan, iri bıyıklı bir tatlısu balığı(Cobitis).
çopur * Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırıçiçek bozuğu olan (kimse).

Bir yanıt yazın