Kategoriler
K SÖZLÜK Türkçe Sözlük

Türkçe Sözlük K Sayfa 175

kürek kürek * Kürekler dolusu, pek çok.
kürekçi * Kürek yapan veya satan kimse.
* Sandal vb. de kürek çeken kimse.
* Fırın, tren, vapur gibi yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse.
kürekçilik * Kürek yapma veya satma işi.
* Sandal vb. de kürek çekme işi.
* Fırın, tren, vapur gibi yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
küreleme * Kürelemek işi.
kürelemek * Kürekle atıp temizlemek.
kürelenme * Kürelenmek işi.
kürelenmek * Kürekle atılmak, kürekle yığılmak.
küreme * Küremek işi.
küremek * Kürekle atıp temizlemek, kürelemek.
küremsi * Küreye benzeyen.
* Eğriliği azar azar değişen ve biçimi küreye yakın olan katıcisim.
küresel * Küre ile ilgili olan.
* Küre biçiminde olan, kürevî.
küresel gök bilimi * Gök küresindeki cisimlerin yerlerinden söz eden bilim.
küresel üçgen * Bir küre yüzeyi üzerine çizilen ve kenarlarıüç büyük çember yayı olan üçgen.
küresel valf * Doğal gaz sisteminde gaz akışınıkesmeye yarayan âlet.
küreselleşme * Küreselleşmek durumu, globalleşme.
küreselleşmek * Dünya milletleri, ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşma ve bir bütün olmaya
götürmek, globalleşmek.
kürevî * Küresel, toparlak.
küreyici * Cevher veya posayı, sabit bir makara üzerinden dönüşyapan sonsuz halat aracılığıyla arkaya doğru küreyen
mekanik düzen.
küreyve * Yuvar.
kürit * Atom numaraları96 ile103 arasında bulunan elementlerin genel adı.
küriyum * Aktinitlerden, plütonyum 239 ‘un helyum çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen, atom numarası
96 atom ağırlığı248 olan, radyoaktif bir element. KısaltmasıCm.
kürk * Bazıhayvanların, giyecek yapmak için işlenmişpostu.
* Kürkten yapılmış.
kürk böceği * Kın kanatlılardan, esmer uzun kıllı, kürk, halı, keçe ve yünlüleri kemiren bir böcek (Attegenus pellio).
kürkas * Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı(Jatropha curcas).
kürkçü * Hayvan postlarından kürk hazırlayan veya bu işin ticaretini yapan kimse.
kürkçülük * Kürk hazırlama sanatı.
* Kürk ticareti.
kürklü * Kürkü olan, kürk giymiş.
* Kürkle süslenmiş.
* Postu kürk olarak kullanılan (hayvan).
kürneme * Kürnemek işi.
kürnemek * (hayvanlar için) Sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak.
kürsü * Kalabalığa karşısöz söyleyenlerin üzerine çıktıklarıyüksekçe yer.
* Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi.
* Sandalye.
kürsü başkanı * Üniversitede bir bölümün idarî işlerinden ve eğitim, öğretim, araştırma görevlerinden sorumlu öğretim
üyesi.
kürsü hocası * Camilerde kürsiden vaaz veren hoca.
* Üniversitede bir kürsüde görevli olan öğretim üyesi.
kürsü şeyhi * Bkz. kürsü hocası.
Kürt * Ön Asya’da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse.
kürtaj * Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancıcisimleri, hasta veya zararlısayılan dokularıkazıyarak alma,
kazıma.
* Döl yatağının içini kazıyıp dölütü alma işi.
kürtajcı * Kürtaj yapan (kimse).
kürtün * Yük hayvanlarına vurulan semer, palan.
kürtün * Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmışkar yığını.
kürüme * Kürümek işi.
kürümek * Küremek.
küs * Küsmüş, dargın.
küs küs * Sessizce ve büzülmüş bir durumda.
küseğen * Çabuk ve sık sık küsen (kimse).
* Küstüm otu.
küskü * Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir.
* Taşkaldırmakta kullanılan, uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç.
küskün * Küsmüşolan, gücenik, muğber.
* Gelişmemiş, küçük kalmış.
* Küstüm otu.
küskün küskün * Gücenik, dargın bir biçimde.
küskünleşme * Küskünleşmek işi.
küskünleşmek * Küskün duruma gelmek.
küskünlük * Küskün olma durumu, küsü.
küsküt * Çit sarmaşığı gillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazımeyve ağaçlarına sarılarak
onlarısömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytan saçı(Cuscuta).

Bir yanıt yazın