Kategoriler
F SÖZLÜK Türkçe Sözlük

Türkçe Sözlük F Sayfa 30

fuarcı * Fuar işleriyle uğraşan kimse.
fuarcılık * Fuar düzenleme işi.
fuaye * Bir gösteri veya toplantı binasında, temsil veya toplantıaralarında kullanılan dinlenme yeri.
fuel oil * Ham petrolün damıtılmasısonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan ürün, yağyakıt.
fuhuş * İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan cinsel ilişkide bulunma; bir veya birkaç kişiyle para
karşılığında cinsel ilişkide bulunma.
* Taşkınlık, aşırıdavranış.
fujer * Eğrelti otu, aşk merdiveni.
fukara * Yoksul, fakir, fıkara.
* Zavallı.
* Derviş.
fukara babası * Yoksullara yardım etmeyi seven kimse.
fukaralık * Yoksulluk, fakirlik.
* Güçsüzlük.
fukusgiller * Su yosunlarından, gelgitli denizlerin kayalıklara yakın yerlerinde yetişen esmer bir yosun.
ful * Taşkırangillerden, birçok türleri bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Casmin sambac).
* Küçük taneli bir bakla türü.
ful * Tam, bütün, eksiksiz.
* İskambil oyununda benzer kâğıtların bir araya gelmesi.
fular * Bir tür ince ipek kumaş.
* İpek eşarp.
fule * Adım aralığı.
full- time * Bkz. fultaym.
fultaym * Tam gün.
fultaymcı * Tam gün çalışan (kimse).
* Tam gün çalışmayıdestekleyen (kimse).
fultaymlı * Tam gün çalışmayıkabul eden (kimse).
fulya * Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki ve bu bitkinin zerrin ve nergis adlarıyla da anılan güzel kokulu
çiçekleri (Narcissus jonquilla).
fulya balığı * Fulya balığı gillerden, yan kanatlarıçok geniş, kuyruğu testere gibi dişli bir balık türü (Myliobatis aquila).
fulya balığı giller * Örnek hayvanıfulya balığı olan omurgalıhayvanlar sınıfı.
funda * Süpürge otu.
funda sıçanı * Şili ve Peru’da yaşayan kemiriciler takımından bir memeli türü (Ectadon degus).
funda tavuğu * Avustralya’da yaşayan tavuksulardan bir kuştürü (Cathetfurus lathami).
funda toprağı * Funda yapraklarının çürümesiyle oluşan ve gübre olarak yararlanılan toprak.
fundagiller * Fundalar takımından, bayağıfunda veya süpürge çalısı, azelya, yaban mersini, koca yemişgibi çoğu her
zaman yeşil birçok çalıve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.
fundalar * Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyalarıda içinde toplayan bir bitki takımı.
fundalık * Funda ile kaplanmışyer.
fundamentalist * Fundamentalist yanlısı olan kimse.
fundamentalizm * Birinci Dünya Savaşıyıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.
funya * Top ateşlemeye yarar kapsül.
* Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç.
furgon * Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu.
furta * Bkz. farta furta.
furya * Olağandan çok fazla bulunma durumu.
fut * 30,480 cm’ye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi, ayak, kadem. Çoğulu: fit.
futa * İpekli peştamal.
futa * Dar, uzun ve hafif bir yarışkayığı, kik.
futbol * Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşıkaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında
oynanan top oyunu, ayak topu.
futbolcu * Futbol oyuncusu.
fuzulî * Yersiz, gereksiz.
fücceten * Birdenbire, ansızın (ölmek).
fücceten gitmek * ansızın ölmek.
fücur * Bkz. fitne fücur.
füg * Çok sesli müzikte bir beste.
fülûs * Bakır para.
fülûsüahmere muhtaç * çok fakir, beşparasıyok, düşkün, zavallı.
füme * Duman rengi.
* Bu renkte olan.
* Tütsü ile kurutulmuş(balık, et).
fümerol * Etkin olmayan dönemlerde, yanardağların ağzından yayılan gaz.
Fürs * Eski Fars halkından olan kimse.
füru * Dallar, kollar, ayrıntılar.
* Çocuklar, torunlar.

Bir yanıt yazın