Al que quiere jugar con fuego, pero odia quemarse
– Ateşle oynamak isteyen ama yanmaktan nefret eden
A vendedores de humo que buscan claridad
– Netlik arayan duman satıcıları
Al que se mete donde cubre y traga agua hasta ahogarse
– Örttüğü yere giden ve boğulana kadar su yutan
Al seco que pide que se mojen los demás
– Başkalarının ıslanmasını isteyen kuruya
Al equidistante travestido que choca
– Çarpışan travesti eşit uzaklıkta
Con el discurso de que los extremos se tocan
– Aşırılıkların dokunduğu söylemiyle
Al de las medias tintas que busca cantar victoria
– Zafer için şarkı söylemek isteyen yarı önlemlere
Pero di qué media tinta escribió una buena historia
– Ama yarım mürekkebin iyi bir hikaye yazdığını söyle
Al que vive del recuerdo y el presente le explota
– Hafızada ve şimdiki istismarlarda yaşayan kişi
La cara le estalla por mirar su ombligo
– Yüzü göbeğine bakmaktan patlıyor.
Al que pasa el mal rato de ver que te doy el mismo trato
– Sana aynı anlaşmayı verdiğimi görmekte zorlanan kişiye
Que lograste que tuviese contigo
– Senin yanında olmamı sağladığın
Síndrome de lucifer que solo es hacerte cruel
– Lucifer sendromu seni acımasız yapıyor.
Porque antes con él lo habían sido
– Çünkü onunla birlikte olmadan önce
Al que le pide peras al alma y manda a dónde amargan pepinos
– Ruhtan armut isteyen ve salatalıkların acı olduğu yere gönderen kişi
Corre o no va a haber sitio, vete y cierra al salir
– Kaç yoksa yer kalmaz, gittiğinde git ve kapat
Que de ir tanta peña se ha puesto pequeña y no hay donde vivir
– Çok fazla rock olacak, bu küçük hale geldi ve hiçbir yerde yaşamak
Como una Magdalena, sabes por donde voy
– Kek gibi, nereye gittiğimi biliyorsun.
Alguien se ha puesto a llorar, pero no te voy a decir quién soy
– Biri ağlamaya başladı ama sana kim olduğumu söylemeyeceğim.
A llorar a la Calle de la llorería
– Ağlama sokağında ağlamak
(Que yo ya lo lloré, que yo ya lo lloré)
– (Zaten ağladığımı, zaten ağladığımı)
A llorar a la Calle de la llorería
– Ağlama sokağında ağlamak
(Que yo ya lo lloré, que yo ya lo lloré)
– (Zaten ağladığımı, zaten ağladığımı)
Perdona la ironía, que me ría, me ría y me ría
– İroniyi affet, gülmeme izin ver, gülmeme ve gülmeme izin ver
Pero esa penita no fue mía yo ya la lloré, yo ya la lloré
– Ama o küçük penita benim değildi Onu çoktan ağladım, çoktan ağladım
Al indeciso que se queda a la espera
– Kararsızlara kim bekliyor
Porque hay cosas que llevan su tiempo
– Çünkü zaman alan şeyler var.
Hasta que el tiempo se lleva
– Zaman geçene kadar
Y cuando ya no hubo nada que perder
– Ve kaybedecek bir şey kalmadığında
Solo ganó el tiempo perdido
– Sadece kaybedilen zamanı kazandı.
Se queja de que no hay tiempo añadido
– Ek süre olmadığından şikayet ediyor
Al valiente impresentable que quiere
– İsteyen gösterişsiz cesura
Que hablen de él, aunque sea mal
– Bırak onun hakkında konuşsunlar, kötü olsa bile
Al ofendido que despelleja por la red
– Ağ üzerinden kırgın derilere
Sin miramientos para que no vean su inseguridad
– Güvensizliklerini görmemeleri için aldırış etmeden
Al buscador de caso que teme que lo olviden
– Unutacaklarından korkan dava arayana
A las bocas que no dicen, pero siempre piden
– Söylemeyen ama her zaman soran ağızlara
A los críticos más duros que tienen la piel más fina
– En iyi cilde sahip en sert eleştirmenlere
Lengua viperina, pero ni una oreja que oiga lo que opinen
– Engerek dili, ama ne düşündüklerini duyan bir kulak değil
Al eterno arrepentido por todas las veces que no quiso estar
– Ebedi olmak istemediği her zaman için tövbe etti
Que se ve más solo que la una porque ahora que sí quiere
– Bir tanesinden daha yalnız göründüğünü, çünkü artık istediğine göre
No tiene a su lado nadie a quien llorar
– Onun yanında ağlayacak kimsesi yok
Corre o no va a haber sitio, vete y cierra al salir
– Kaç yoksa yer kalmaz, gittiğinde git ve kapat
Que de ir tanta peña se ha puesto pequeña y no hay donde vivir
– Çok fazla rock olacak, bu küçük hale geldi ve hiçbir yerde yaşamak
Como una Magdalena, sabes por donde voy
– Kek gibi, nereye gittiğimi biliyorsun.
Alguien se ha puesto a llorar, pero no te voy decir quién soy
– Biri ağlamaya başladı ama sana kim olduğumu söylemeyeceğim.
(Hoy, hoy)
– (Bugün)
A llorar a la Calle de la llorería
– Ağlama sokağında ağlamak
(Que yo ya lo lloré, que yo ya lo lloré)
– (Zaten ağladığımı, zaten ağladığımı)
A llorar a la Calle de la llorería
– Ağlama sokağında ağlamak
(Que yo ya lo lloré, que yo ya lo lloré)
– (Zaten ağladığımı, zaten ağladığımı)
Perdona la ironía, que me ría, me ría y me ría
– İroniyi affet, gülmeme izin ver, gülmeme ve gülmeme izin ver
Pero esa penita no fue mía yo ya la lloré
– Ama o penita benim değildi Zaten ağladım
Yo ya la lloré, yo ya la lloré
– Çoktan ağladım, çoktan ağladım.
(Yo ya la lloré)
– (Çoktan ağladım)
Rayden – Calle de la Llorería İspanyolca Şarkı Sözleri Türkçe Anlamları

Etiketlendi:Rayden








